|
|
 |
« : 03 Mayıs 2009, 09:58:22 » |
|
Hüccetü'l-İslâm İmam Gazali RhA de şöyle der:
"Kesinlikle anladım ki, bütün halleriyle Allah yolunu tutmuş kimseler ancak sufilerdir Onların tutumları en güzel tutum, yolları en doğru yol ve ahlâkları en temiz ahlâktır Daha dorusu, bütün akıllıların aklı, tüm hakimlerin hikmeti ve dinin inceliğini kavramış alimlerin bilgisi bir araya gelse ve onların hal ve ahlâklarını daha iyisi ile değiştirmek isteseler, buna güçleri yetmez Çünkü, gerçek sufiler dini en mükemmel şekliyle yaşamaktadır Onların zahirî ve batınî bütün hal ve hareketleri peygamberlik nurundan alınmadır Bilindiği gibi yeryüzünde nübüvvet nurundan başka aydınlanacak başka bir nur da yoktur"
"Tasavvuf yolu hakkında ne denebilir ki? Bu yolun ilk şartı manevi temizlik ve kalbi Allah'tan başka bütün şeylerden arındırmaktır Bu yolun esası, kalbi tamamen Allah'ı zikretmeye adamaktır Sonu ise O'nun irade ve rızasında fani olmaktır"
"Bu öyle bir haldir ki, usulünce yoluna girenler bizzat tadarak öğrenirler Onu bizzat tadarak, yaşayarak öğrenemeyenler, bu yolu kat etmiş sufilerle sık sık beraber oldukları takdirde, tecrübeyle ve işiterek bu halin varlığına kesin olarak inanır, yaşanan manevi haller sayesinde onu iyice anlarlar, Sufilerle düşüp kalkanlar, onların sohbetlerine katılanlar, onlardan bu imanı ve irfanı elde edebilirler Çünkü sufiler öyle kimselerdir ki, onlarla oturan şaki (rahmetten mahrum) olmaz" (el-Munkiz mine'd-Dalâl)
Sultanu'l-ulema Şeyh İzzuddin b Abdüsselam RhA de şöyle der: "Ben gerçek İslâm'ı ancak Şeyh Ebu'l-Hasen eş-Şazelî'ye intisaptan sonra anladım" (Şaranî, Letaifu'l-Minen)
Son olarak büyük fakih ve arif İmam Şaranî RhA'i dinleyelim:
"İslâm'ın ilk asırlarında manevi ve kalbî hastalıklar çok az olduğu için, insanlar bir kâmil mürşide ihtiyaç duymuyorlardı Onlar bildikleri ile amel ediyor, bir bütün olarak takva ve edebi koruyorlardı O nesil gidip de ortalığı manevi hastalıklar kaplayınca, cahiller bir tarafa, alimler bile amelden geri kaldılar Bu nedenle bildiği ile amel edebilmesi için, alimlerin bir kâmil mürşide intisapları zaruri oldu" (Envaru'l-Kudsiyye)
Bu büyüklerin mezhebine bağlı olan herkesin, onlardaki ilâhî aşk, edep ve tevazuyu örnek alması gerekir Hak adamı nefsinin değil, hakkın tarafındadır
Dr Dilaver Selvi
|